Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım; Belâ gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım; Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim; Bir keman gibi; Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum; Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım; İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın; Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun; Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez; Senin kadar kimse kendi vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır; Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!; İnsan gibi yaşamağa, efendi gibi yaşamağa, ataların gibi yaşamağa azmet; Evlâdlarına temiz ve mâmur taştan bir ev, temiz ve mâmur, malûmatlı bir dimağ bırakmağa ahdeyle; Ve ahdini ayâlinin, evlâdının alınlarına kondurduğun sıcak öpücüklerle imzâ et! Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim; Senin ruhun gibi sâde olmasını istedim; Ötesinde, berisinde, eğer varsa, göreceğim özentiler sana beğendirmek, gururunu okşamak içindir; Gurur! O, her Türk'ün yaradılışındadır; Ahmet Hikmet Müftüoğlu;